KAMPAGNE
Aktuelle Termine

Elternforum

Eğitim Günü
MOQA Veli Forumu– 10.10.2009


Almanya Türk Toplumu (TGD)  Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu (FÖTED) ile birlikte 10.10.2009 tarihini “Eğitim Günü“ olarak ilan etti. Her yılın aynı gününde eğitim konusundaki sorulara yönelik etkinlikler düzenlemeyi hedefleyen TGD ve FÖTED, 10.10.2009 tarihinde  Berlin’deki Türk Evi’nde MOQA Projesi dahilinde bir Veli Forumu düzenlediler.
Çok sayıda konuğun katılımı ile gerçekleşen bu ilk etkinlikte Schule ohne Rassismus Projesi Müdürü Sanem Kleff ve Duisburg Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Emel Huber ‘in “ Bilgi Güç’tür” , “Çocukların Dil Edinimi Ve Okul Başarısında Ebeveynin Rolü” hakkında yapmış oldukları  konuşmalar, 4 ayrı konuda Çalıştay’lar, velilere yönelik bilgilendirme reyonları , Almanya Türk Toplumu (TGD) ve Berlin – Brandenburg Türkiye Toplumu (TBB) projelerinin tanıtımları yer aldı.
Almanya Türk Toplumu başkanı Kenan Kolat MOQA Projesi’nin amacını, velileri Alman eğitim sistemi ve okul yapısı gibi konularda eğiterek, göçmen kökenli öğrencilerimizin oranına göre, onları veli olarak temsil edebilmek şeklinde özetledi.

Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu Başkanı Berrin Alpbek’ in MOQA Veli Forumu’nda yapmış olduğu selamlama konuşması:
Sayın Eğitim Müşavirimiz Ali Can Bey,
Değerli Anne-Babalar,
 
sizleri Almanya Veli Dernekleri Federasyonu adına sevgi ve saygı ile selamlıyorum.
Son zamanlarda özellikle Anne ve Babaların saygıya ve sevgiye çok ihtiyaçları olduğunu
düşünüyorum. Hele bu Anne-Babalar bizler gibi göçmen kökenliyseler.

Almanya´nın eğitim sistemlerinin başarısızlığı uluslararası araştırmalarla da kanıtlanınca siyasetçiler kendilerine bir suç ortağı hatta kimilerine göre tek suçluyu buldular.
Evet doğru tahmin ediyorsunuz. Göçmen kökenli çocuklar ve bu çocukları iyi yetiştiremeyen göçmen kökenli Anne-Babalar. Yani bizler suçluyuz.
Göçmen Anne-Babalar Almanca bilmez, bilse de uyum sağlamak istemedikleri için
çocukları ile Almanca konuşmazlar,
hatta cocukları ile hiç konuşmazlar ve ilgilenmezler,
çağdas eğitim yöntemlerini ise hiç bilmezler,
Okul sistemini hiç tanımazlar, okulun tüm çabalarına rağmen okula hiç uğramazlar,
çocuklarına kısa yoldan para kazanmayı tavsiye ederler ve meslek eğitiminin gereksiz olduğunu söylerler.
Evet abarttığımı mı düşünüyorsunuz. Hayır ne yazik ki şu anda kamuoyunda ki görüntümüz bu.
Peki bunların hepsi uydurma mı? Tabii ki değil. Gerçek her zaman ki gibi ortada bir yerde.
Yalnız bence bir gerçek var o da bu ülkede basarının tesadüf olmadığıdır.
Hele hele Almanya´daki gibi eğitim sistemleri ile özellikle göçmen çocukları açısından hiç tesadüfe yer yoktur. Eğitim sisteminde fırsat eşitliği diye bir şey olduğu söylense de doğru değildir ve son derece eleyici bir sistemdir. Konuşmacılar sanıyorum bu konulara da değinecekler.

Peki bunları tespit ettik ne yapacağız? Oturup halimize mi yanacağız.
Hayır hepimiz bu yüzden buradayız. Almaya´da herşeyin okulu vardır ama ana-baba okulu nedense yoktur.
Çesitli yerlerde göçmen anne-babalar için kurslar düzenlenmektedir. Yakında bu kurslara katılmamış göçmen anne-baba kalmayacak sanıyorum. Bu defa da televizyondan hepimizin tanıdığı “super Nanny” itiraz edecek korkarım.
“Alman anne-babalara neden kurs yok hepsini ben mi eğitecegim” diye.

Uzun lafın kısası bir Cumartesi günümüzü ayırıp buraya geldik.
Kendi çocuklarımızı veya belki sosyal bir damarımız olduğu için diğer çocukları da tüm olumsuzluklara rağmen nasıl destekleyebiliriz sorusuna hep birlikte yanıt arayacağız.

Bıkmak, yılmak yok. Biliyorsunuz anne-baba olmanın ilk kuralı sabırdır!
Evet tekrar hoşgeldiniz ! Kolay gelsin!!!!!!!!!!

Prof. Dr. Emel Huber (Uni Duisburg Essen)’in yapmış olduğu giriş konuşmasının ana hatları:
Çocukların okul başarısında aile ve çevrenin etkisi:

  • Her ana baba çocuklarının mutlu insanlar olmasını ister.
  • İnsanların mutluluğunu sağlayan etmenlerden bir tanesi başarılı olmaktır.
  • Hayatta başarılı olmayı sağlayan etmenlerden bir tanesi okul başarısıdır.
  • Okulda başarılı olmayı sağlayan etmenlerden bir tanesi öğrenmeyi başarmaktır.
  • Öğrenmek için yüksek dil edinci gerekir.
  • Yüksek dil edincine ulaşmak için bildirişim edinci gerekir.
  • Bildirişim edincinin yüksek olmas demek, uygun dil değişkesi kullanarak duruma uygun davranabilmek, yani sözedimlere egemen olmak demektir; bu da aile bildirişimi ve okumayla sağlanır.
  • Öğrenmek için ayrıca öğrenmeyi istemek, öğrenebileceğine inanmak yani özgüveni olmak gerekir.
  • Bütün bunlar aile içinde edinilir, toplumsal çevre içinde ve okulda geliştirilir.
  • Ana babalar eti senin kemiği benim diye çocuklarının sorumluluklarını başkalarına vermemeli, etiyle kemiğiyle ve asıl da beyniyle çocuklarına sahip çıkmalıdır.


Çalıştay’larda değerlendirilen konular:

Ç 1: Dil Eğitimi

Uzman kişi:     Nalan Kılıç – Carl von Ossietzky Oberschule siyaset bilimi ve tarih dersi bölüm şefi
Moderatör:      Aziz Koşgin – „ELMEZ Projesi“ Müdürü

- Evde çocuğumla hangi dilde konuşmalıyım?
- Çocuklara öncelikli olarak Almanca mı yoksa Anadil mi öğretilmelidir?
- Çocuğumu Almanca’yı iyi öğrenebilmesi için nasıl teşvik edebilirim?
- Günlük yaşamda dil
- Okulda dil – Branş dili
- İki dilli eğitim
- Anadil eğitimi

diagramm


Ç 2: Berlin Eğitim Yasası
Uzman Kişi:     Turgut Hüner – TEVBB Eğitim Danışmanı 
Moderatör:     Safter Çınar – TBB yürütme kurulu üyesi ve sözcüsü

- Berlin Okul Sistemi ‘ndeki değişiklikler
- Berlin Eyaleti’ndeki okulların yeniden yapılanması
- Hedefler (Eğitimde kaliteyi artırmak, first eşitliği sağlamak…)
- (Birleştirilmiş) İki Kademeli Okul
- (Bütünleşmiş Okul) Birlikte Eğitim Okulu
- Birleştirilmiş İki Kademeli Okula veya Lise’ye geçiş
- Lise
- İkili Öğrenim
- Birlikte çalışma, işbirliği (Okul ile Gençlik Dairesi’nin birlikte çalışması, Meslek Okulları’nın (OSZ) ve İki Kademeli Okulların birlikte çalışması)
- Yeniliklere geçiş aşaması
- Okul yönetimleri
- Yetiştirme ve destekleme programları

Federal Almanya’da eğitim ve öğretim eyaletlerin yerel eğitim politikalarına bırakılmış olup eğitim yasalarında da farklılıklar vardır.

Berlin, bazı uluslararası düzeyde yapılan TIMSS (Bilim ve Matematik Araştırmalarındaki Uluslararası Gelişmler) araştırması, 2000 yılında açıklanan OECD’nin (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) araştırması ve IGLU (Uluslararası İlkokul Okuma Araştırması) araşatırmalarının kaçınılmaz sonucu olarak eğitim reformlarına başlamıştır. Bunlar:

  • Okul öncesi kurumların, eğitim-öğretim ve bakım kurumları olarak değiştirilmesi,
  • Eğitmenlik mesleğinin üniversite, yüksek okul düzeyine çıkarılması,
  • 2004 yılında, toplumun tüm ilgili birimlerinin de katılımı sağlanarak çıkan Berlin Eğitim ve Öğretim yasası,
  • Federal Almanya’da eğitim sisteminin sosyal açıdan eleyici ve ayırımcı bir yapıya sahip olması ve bu yapının Berlin eyaletinde 2010 / 2011 eğitim ve öğretim yılında kısmen değiştirilmesi,
  • Bu yıla değin kısmen ve 2010 tarihinden sonra- “Birleşik İki Kademeli Okul” veya “İkigeçişli Okul”ların (Sekundarschule) tümünde ve “Lise”lerde (Gymnasium), ilkokulların ise her semtte en az bir tanesinde “tamgün eğitime” geçilmesi,
  • “Orta Dereceli Okul Bitirme Sınavı” (MSA), üç yıldan bu yana yapılan “Merkezi Üniversite Olgunluk Sınavı” (ZA) ve bunun, 2011 yılından sonra 11 (liseye erken geçişte), 12 veya 13 yılda gerçekleştirilmesi,
  • Okul öncesi kurumların ve okulların kendi ilçelerinin ve eyaletlerinin ihtiyacına göre konzeptlerinin, başarılarının bağımsız kurumlar tarafından denetlenmesi,


Tüm yukarıda sayılan değişimlerle -veli hakları ve sorumlulukları da genişletilerek- daha fazla katılım hakları sağlanmış, karar alma kurumlarında etkinlikleri artırılmıştır. Okulların yapısal değişikleri kapsamında veli derneklerinin ve üst kurumlarının fikren desteği alınmamakla birlikte, yıllardır yaptığımız öneriler doğrultusunda yapılıyor ve yapılacak olması bizim açımızdan ümit vericidir. Bu doğrultuda sosyol-ekonomik bakımdan zayıf ailelerden gelen, göçmen olgusu yaşayan çocuklarımızın eğitimde ve toplumun her katmanında fırsat eşitliğine erişmeleri için önerilerimizi ve katkılarımızı sunmaya devam edeceğiz.

TIMSS        (Trends in International Mathematics and Science Study)
                (Bilim ve Matematik Araştırmalarındaki Uluslararası Gelişmeler)
OECD        (Organisation for Economic Co-operation and Development)
                (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü ya da İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı)
PISA         (Programme for International Student Assessment)
                (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı)
IGLU         (Progress in International Reading Literacy Study)
                (Uluslararası İlkokul Okuma Araştırması)


Ç 3: Veli Hakları
Uzman Kişi:    Dr. Mehmet Alpbek – “Berliner Elternlotsen Projesi“ Müdürü 
Moderatör:     Ayşe Demir – KHS GmbH Bölüm Şefi )

- Velilerin haklarını yeterince bilmemeleri ve bunun nedenleri (kurumlara karşı çekingenlik, bilgi eksikliği, ilgisizlik, iletişim eksikliği…)
- Velilerin okulda hangi hakları var? (Dersler hakkında bilgi alma, öğrenci ile ilgili yazılı bilgileri görme hakkı, dersleri sınıfta izleme hakkı…)
- Katılım haklarımızdan nasıl yararlanırız? ( veli toplantılarına katılmak, okul faaliyetlerinde görev almak, veli temsilcisi olarak seçilmek…)

Velilerin okulda hangi hakları var,
Katılım haklarından nasıl yararlanabilirim?


Giriş
Almanya okul eğitimi güncel olarak veliler ve anne-babaların karşısına çoğu zaman karmaşık bir sistem olarak çıkmaktadır.  Bu nedenle “velilerin” ve iyi bilgilendirilmelerinin, aynı zamanda okulda katılımlarının sağlanması daha da onem kazanmaktadır.ve önemi de ön plana çıkmaktadır.
Konuya yasal açıdan baktığımızda, velilerin okul eğitimine katılım haklarının hiç de az olmadışını, hatta Berlin düzeyinde bu konuya yaklaştığımızda, son yasal değişikliklerden sonra bu hakların geliştiğini saptayabiliriz.

Veli haklari
Almanya da velilerin/anne-babalarin hakları anayasa güvencesi altındadır (anayasanin 6. maddesi)

Almanya Federal Cumhuriyeti’nde okul eğitiminde eyaletler sorumlu olduğundan, Berlin’de okullarla ilgili düzenlemeler, Berlin eyalet anayasası, okul yasası ve okul yönetmeliği ile belirlenir.

Okul yasasına göre velilerin şu hakları vardır:

  • Çocuğunuzun her dersi hakkında ayrıntılı bilgi alma hakkı
  • Öğrenci ile ilgili yazılı bilgileri görme hakkı (ögrenci dosyası, destek dersleri ve uygulamaları defterini ve ögrenci fişini inceleme)
  • Derslerin planlanması ve uygulanması ile değerlendirme kriterleri üzerine bilgilenme hakkı
  • Dersleri (sınıfta) izleme hakkı
  • Çocuğunuzun İlkokuldan sonra devam edeceĞi okul türünü (Haupt,-Realschule, Gymnasium) seÇme hakkI
  • Okulla ilgili konularda bilgilenme hakkı
  • Veli temsilcilerini seçme hakkı
  • 2/3 çoğunlukla 3. ve 4. sınıfta da karnede sözlü değerlendirilme yapılabilmesini isteme hakkı


Velilerin okul yaşamına katılım olanakları
Okul yaşamına aktif olarak katılmanin en şnde gelen noktası düzenli olarak veli toplantılarına katılmaktır.
Sınıf veli temsicisi seçilerek –çocuğunuzun sınıfındaki veli ve öğrencilerin çıkarlarını savunmak, okul veli temsilciliği üzerinden de okul çapında veliler olarak da daha da etkin olma olanağı vardır.
Velilerin, okulun en yüksek karar kurulu olan okul genel kurulundaki (Schulkonfernz) katılımları ile okulla ilgili alınacak kararlara dogrudan katılım hakları vardır.

Bu katılım hakları (okul genel kurulu üzerinden) örneğin aşağıdaki konularda gerçekleşir:

  • Okulun kendi bütçesine ait personel ve malzeme alımları
  • Okul programı, okul organizasyonunu, dersleri belirleyen ilkelerin saptanması
  • Okul müdürünün seçimindeki öneri hakkı
  • Derslerin şekil ve kapsamlarının belirlenmesi
  • Okul denemelerine ve tedrisat dışı derslere izin verilmesi
  • v.b


Yukarida saydiklarım ve daha da genişletilebilecek alanlarda velilerin katılım haklari vardir ve bunlardan yararlanmaları gereklidir.
Bilgi eksikliklerinde genelde güncel olarak bir cok danışma merkezi, (özellikle Türkçe danışmanlık yapan) proje ve kuruluşlar bulunmaktadır!
Haklarınızdan yararlanmanız, çocuklarınıza doğrudan destek demektir!

Ç 4: Çocuk Eğitimi
Uzman Kişi:    Memnune Yılmaz – Eğitmen, sosyal hizmetler uzmanı 
Moderatör:    Serdar Yazar – BTS Genel Başkanı

- Eğitime bakış: Toplumumuzdaki eğitim zihniyeti, Almanya’daki eğitim anlayışı
- Evdeki eğitim (saygıyı tanımlama, aşırı baskı ve aşırı mükafatlandırma, anne ve baba arasındaki tutarlılık, model eksikliği ve çocuklarda geleceğe yönelik hedeflerin olmaması)
- Eğitim yöntemleri (görsel öğrenme, işitsel öğrenme, kinestetik-uygulamalı öğrenme)
- Eğitimde yardımcı faktörler (çocukla doğru iletişim kurabilme)

Eğitim yöntemleri

Bir Çin atasözü der ki:
“Bir yıl sonrasını düşünüyorsan.  tohum ek,
 Ağaç dik, on yıl sonrasını düşünüyorsan,
Yüz yıl sonrası ise düşlediğin, halkı eğit!..
Bir kez ürün verir ektiğin tohum,
On kez meyve verir diktiğin ağaç,
Halkı eğitirsen eğer, yüz kez ürün alırsın!


Eğitimin toplum yaşamındaki önemini vurgulayan bu söz 4000 yıllık bir gecmişe sahip ve özellikle    bizim toplumumuz için hala  güncelliğini korumaktadır.
TDK eğitimi  “Yeni kuşakların, toplum yaşayışında yerlerini almak için hazırlanırken, gerekli bilgi, beceri ve anlayışlar elde etmelerine ve kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme etkinliği. Önceden saptanmış amaçlara göre insanların davranımlarında belli gelişmeler sağlamaya yarayan planlı etkiler dizgesi.” olarak ifade ediyor.
Bu tanıma göre biz ebeveynlerin içinde yaşadıkları toplumun dilini, eğitim anlayışını ve yaklaşımını anlayan, okul ve yuva  gibi eğitim kurumları ile işbirliğine giden, toplumun yurttaşi olarak bu anlayışı kabul eden ve bu doğrultuda çocuklari teşvik eden insanlar olmamız gerekmektedir. Bizlerin sanat,edebiyat, kültür , politik yasamina katılımını gerektiren bir yaklasım. Bize yabancı olan yurttaşı olamadiğimiz bir sistemde yukardaki tanımlamaya göre çocuklarimızın arkasında olamayacağimız  ortada. Anlayışı,dili ve kültürü birbirinden farklı iki toplum anlayısı içinde yaşayan çocuklarimızın karşılaştıkları zorlukları bilmediğimiz yada umursamadiğimiz  izlenimi bırakıyoruz.
Çocuklarımızın karsı karşıya kaldıkları zorlukların başında, anne-baba kuşağının istemleri ile içinde büyüdükleri toplumun zaman zaman birbirileri ile çelisen  yaklaşımları ve bu yaklaşımlar arasında bocalamak oldugunu söylemek yanliş değil. Çocukların aile disinda bulunduklari ortamda da görmek ve yaşamak gerekiyor.
Ailesinde kendisinden saygili ve itaatkar olmasi istenen, cinsiyeti ve yasina göre ailenin fertlerine karsi  öngörülen kaliplar cercevesinde davranmasi beklenen bir kiz çocuğunu göz önüne alalım. Bu ayni kız çocuğundan (ailesi dısında)  eğitildiği okul sistemi tarafından,  kendini iyi ifadebilen, okulda konustuğu dile hakim,   atılgan,  görüşünü ifade edebilen  öğrenci olması bekleniyorsa, çocuk iki egitim istemi arasında bir çelişki yaşar. Bu çeliskiler anne-baba ile  çocukların ilişkisine yansıdığı gibi, çocuğu  özellikle ailesi için sorun  olabilecek durumları gizlemesine, desteğe ihtiyaci olabilecek durumlarda yalnız kalmasına sebep olabilir. Ebeveyn ve çocuk çatişmaları her kuşakta tanınan bir olgu, yalnız yukarda resmi çizilen durumlar kuşaklar arası normal çatişmların ötesinde problemler yaratabilir. Hayatının zor dönemlerinde hoşgörü ve anlayış gören bir çocuk ile ailesini karşısına almaktan korkan çocuğun gelişmesinin arasında uçurumlar oldugunu söylemekle abartmadığımı sanıyorum.
Eski Yunan düşünürü Sokrat çağinin eğitimi ve eğitim yöntemleri üzerine şunlari söylemiştir:
 “Günümüz çocuklari zorba, anne-babalarina karşı koyar, yemek yemesini bilmez ve öğretmenlerini kızdırırlar”. Sokrat´in bu sözünden de anlaşildiğı gibi insanlık tarihinde yetişkinler dönemin eğitim anlayışı konusunda  memnuniyetsizliklerini ifade etmiş ve kendi istemleri dogrultusunda çözümler üretmeye calışmıslardır. Bu sözler aynı zamanda ebeveyn- cocuk catışmasına bir örnek olarak da görülebilinir.

Uluslararasi ekonomik işbirliği ve Gelişme Teşkilat´ınin PISA adı ile bilinen Uluslararası öğrenci geliştirme ve destekleme proğramları“ , öğrencilerin okul başarısı üzerine hazırlanan bilimsel inceleme ve araştirma raporuna göre,  Almanya´daki göçmen ailelerinin çocuklarının    eğitim kurumlarinda Alman cocuklara nazaran aşırı derecede başarisiz olduklarini tesbit ederken, uzun zamandir bilinen bir gerçeğin da altını çizdi. Başarısızlığın sebeblerini araştıran kurumlar,  okul sisteminden kaynaklanan sorunların yanında ailedeki eğitimin  sebep olduğu nedenleri şöyle sıralamaktadır:

  • Ailedeki eğitim tarzi okulda basariyi teşvik edici değil. Çocuklar erken yaşta sınırlarını ve sorumluluklarına yönelik yetistirilmiyor.Bu kanıya göre göçmen aileler çocuklarına ya aşırı derecede hoşgörülü yada aşiri baskici davranmaktadır Aşiri kontrol ile gelisim için gerekli faaliyetlerin kısıtlanması yada  az  sınır koyulması cocukta ayni tesiri gösterebilir.
  • Okul çagına kadar cocuklarla iletişimde ekseriyetle ödül ve cezanın cok rol oynadığı belirtiliyor. Çocuktan beklenen tavır ya cok olumlu yada cok olumsuz tutumla cevaplanıyor.
  • Okul için önemli olan Almanca dilinin yetersizliği ve ailelerin çocuklarını yönlendirmede ilgisizliği,
  • Eğitime ve öğretime yönelik  bilgi azlıgı ve ilgisizlik ve eğitim ve öğretim kurumları ile ilişkilerin yetersizliği.
  • Aile içinde çocuklara örnek olabilecek model bu sistem icinde yetişmiş, kişilerin yokluğu.


Okul sisteminin hatalari olarak da sunlar söyleniyor:

  • Alman okul sistemi genelde ögrenim seviyesi düşük yada dar gelirli ailelerin çocuklarını taşıma ve geliştirme niteligine sahip değil. Bu iki sistem kurbani gruba göçmen ailelerinin çocuklari da dahil ediliyor ve sistemin özellikle göçmen kökenli ailelerin çocuklarına ihtiyaclarina karsilik verecek karektere sahip olmamasi  ve hatta dışlayıcı tutum takınması,
  • Okul sisteminde göçmen çocukların Almanca dışında konuştuklari dili karsı ilgisizlik ve okul cagina kadar aldiklari egitimin okul yasaminda önem verilmemesi,
  • Alman okul sisteminin göçmen çocukların aileden aldikları  egitime yer vermeyisi
  • Etnik ve kültürel kisiliklerin okul yasaminda dikkate alinmaması.


Egitim ve ögrenme yöntemleri
Eğitim bilimciler cocuk gelişimi ve eğitiminde 3 öğrenme şeklinin önemli faktör olduğunu söylüyor:

  • Görsel öğrenme (gözün temasini gerektiren resim,, sinema, model ve video gibi),
  • İşitsel öğrenme (konuşma ve tartişma, diğer insanlarla temasta olmak, onların deneyimlerini dinleme),
  • Kinestetik öğrenme (oynama,  rol yapma, alıştırma ve egsersiz, tiyatro, müze, sergi, gibi kurum ziyaretleri ile öğrenme).

Yani cocukların iyi eğitimi ve gelişimi için her 3 öğrenme biçimine  ihtiyaci vardır.
Kitap, sinema, tiyatro, müzik, müze, resim,spor, tabii ki doğada hareket vs. gibi etilerle cocuğun faal olmasını sağlamak çocuğun sağlikli zihinsel ve bedensel gelişimini teşvik etmektedir.
Öğrenme yöntemlerini uygulamada ve çocuğun sorumluluğunu geliştirmek konusunda  ailenin ve anne-babanın önemi büyüktür.
Amerikan toplumun irkci eğitim sistemini eleştirileri ile meşhur yazar Mark Twain “Eğitimin yapamayacağı hiç birşey yoktur. Hiçbir şey onun etki alanının dışında kalamaz. Kötü ahlakları iyiye çevirebilir; kötü ilkeleri yıkar ve yerine yenilerini koyar; insanları melekler seviyesine çıkarabilir."
Sorumluluklarını bilen, sağlıklı ve başarılı çocuk yetiştirme konusunda aileye ve kurumların elele calışması kaçınılmazdır.
Peki ailedeki eğitimde dikkat edilmesi gereken konular nelerdir ve hangi yaşta uygulanması gerekmektedir?

Eğitimde yardimci faktörler cok erken yaşta başlar ve su sekilde ifade ediliyor:

  • Herşeyden evvel anne-babanin elele çalişmasi ve çocuğa yaklaşımlarında tutarlı davranması. Çocuğa karşi ortak bir dile sahip olmaları, çocuklarına karşı aynı tavrı takınmaları.Birbirine zıt ve çelişkili anne-baba çözümden çok sorun çikmasına ve çocuğun bocalamasına sebep olur.
  • Çocuklar ailedeki büyükleri örnek alır. Anne ve babalar cocuklarin modelleridir, onlardan gördüklerini öğrenir ve uygularlar. Çocuk ile doğru iletişim kurmak, eleştiri yapmadan, sözünü bölmeden sonuna kadar çocuğun konu ile ilgili söyleyeceklerini dinlemek.
  • Çocukla doğru iletişim egitimde önemli bir faktördür. Kullanilan dil  iletişim tarzını gelistirmede faydalı olabilir. Diyalog ve iletisim ortami hazirlamak motivasyon ve özgüven geliştirme açısından önem taşımaktadir.
  • Çocuklara zaman ayırmak ve onları dinlemek. Anlatıklarına  ilgi ve anlayış göstermek. Anlatim anında soru sorarak ciddiye alındıklarını gösterir.
  • Açık ve net kurallar koymak hem kendimize hem de cocuklarımıza hayatı kolaylaştıracaktır. Örneğin TV izleme veya bilgisayarda oyun ve internette girme  günü yada saatleri belirlemek. Bunu ne kadar erken yaşta başlarsaniz o kadar rahat eder ve çocukların da tavrını erken yaşta belirleyebilirsiniz.
  • Çocuklara sorumluluk duygusu aşılamak yaptirimci güç  uygulamak anlamına gelmektedir.
  • Çocuğun içinde büyüdüğü Alman eğitim sistemi üzerine bilgilenmek ve eğitim anlayışını ve yöntemini belirleyen faktörleri öğrenmeye çalışmak,
  • okulda ailenin eğitim anlayıınşna ters düşen eğitim anlayışından kaynaklanan korkular üzerine konuşmak,
  • Boş zamanları değerlendirme ve yeni  faaliyetlere teşvik etmek.
  • Çocuğunuzun her an her yerde sizin kontrolünde olması ve gelişimesi için  engelleyici olabilir.Aşırı derecede sınırlamaktan kaçınmak gerek. Ünlü Alman yazar ve şair Wolfgang von Goethe´nin sözü ile “Çocukların gelişmesi ve başarili olması için iki şeye ihtiyacı vardır: Beslenip büyümesi için sağlam kök ve uçup dünyaya açilabilmesi için kanat!”.
  • Çocugu sürekli başka çocuklarla kiyaslamayınız. “.Çocukların güçlü ve yetenekli olduğu yönlerini görmek önemli.
  • Sağduyulu ve tutarlı tutum takınmak
  • Çocugun becerisini ve başarisini ifade etmek,desteklemek motivasyonu geliştirici nitelik olabilir. Sakin öğrenebileceği ortamlar sağlamak,

N. Hikmet´in ifade ettiği gibi ”Ben babamdan ileri, doğacak çocuğumdan geriyim.”. Bu gerceği kabul etmek, cocuklarimızın bize yabancı görünen yanlarını anlamamıza yardımcı olabilir.

Unutmayin ki siz eğitmezseniz, başkasi eğitir ve orataya çikan sonuç sizi üzebilir!

Kaynak:
Andac, Muzaffer, 2005, Der Islam und türkisch-islamische Erziehungsmethoden
Bundeszentrale für politische Bildung, 2005,Ursachen der Benachteiligung  von Migranten im deutschen Schulsystem.
Keller, Gustav, 2000, Ich will nicht lernen! Motivationsförderung in Elternhaus und Schule.
Montessori, Maria , (2007) Ein Vergleich zweier Erziehungsmethoden.
Schnabel, B./ Bianchi Schaeffer, M. (Hrsg.) 2008, Das interkulturelle Klassenzimmer, Potentiale entdecken Anregungen für Lehrerinnen und Lehrer.
Masuko, Mika, 2009,  Kindererziehung in der Edo-Zeit.


TDK, 1974, Eğitim Terimleri Sözlüğü



Etkinlikten kareler:

 

Fotos vom Event